Tag: Heidelberg

An idea & FF.

– March 4, 2010

Bu workshopda fast forward diye bi olay var. Komik aslında insanlara sadece 30 saniye veriyorlar, yaptıkları işleri ya da şu an üzerinde çalıştıkları konuları anlatmaları için. Konuşmacı 30 saniyeyi geçirirse bibibiip diye bir ses çıkıyor, gıcık verici bişi. Konuşmacıların çoğu 1-2 slayt gösterimi yapıyor.

İlginçlikler olmadı mı? Bi arkadaşımız yaklaşık 15 slayt falan göstermeye çalıştı. Başka bir amca, bi yırtılmış ve buruşmuş kağıt üzerine basılı bir eposta gösterdi, peşinden bir karikatür. Okumaya vakit bulamadım, ama kızmış yaptığım saygı değer araştırmayı nasıl 30 saniyede anlatayım diyordu. Haksız da değil. Herneyse benimde aklıma garip garip fikirler geldi.

Bende 30 saniyeye dahil olmak için sıraya girsem mi diye düşündüm. Şöyle bir merhaba der dönerdim? ya da dedim sıraya gireyim, sıra bana gelince herkesin önünden yürür, yoluma devam ederim? :D Komik olmaz mıydı? Herhalde sıkılmışım biraz. Ama an idea işte.

Akşama kadar risörç risörç, sunum sunum, akşamları pek bu konuları konuşasım gelmiyor ama bi araya gelmişken insanlarla bu fırsatıda kaçırmak istemiyorum.

Koltuklar gerçekten rahat neredeyse uyuyacağım. Ee hep ben konuştum, sizden naber?

VisBi diyelim.

– March 3, 2010

Heidelberg varış sabah saat 8:44. Kayıtlar 9:00 ile 10:00 arasında. En önce kayıt yaptıranlardan biriydim. Kayıt yapan bayanlardan iki tanesi adımı söylemekte zorlandılar. Kayıt gerçekleşti, bavullar bırakıldı. Çay aldım kendime içiyorum. Elimde konferans programı bir yandan da onu gözden geçiyorum. Makale sayısı 10-15 olsun, 90 tanede poster var diyelim, ya da şöyle yapalım bu yazıyı şimdilik burda bırakıyorum.

Tekrar başladım.

Gece boyu susuz kaldım. :)

İkinci günden devam edelim, sabah kahvaltı hemen peşinden üç sunum izledim, kahve ve sonra iki tane daha gerçekten ilginç şeyler vardı, özellikle ilgili çok iyidi benim açımdan. Komik birkaç an oldu, güldük. Hiro Nakamura’da buradaydı posteri varmış. Peşinden öğlen yemeği yendi. Çay, kahve, kola içildi.

Artık öğleden sonra genelde uykum geliyor, izliyorum ama arasıra kopmalar olmuyor değil. Koltukları çok rahat yapmışlar, kestirenler oluyor etrafta ben saygısızlık olur düşüncesiyle gözlerimi kocaman açıyorum. Detecting Missasemblies Using Mate Pairs on board saat 16:04 şimdi bitti, bir kaç soru soracağım.

Bugünde üçüncü gün, artık workshop bitti sayılır, biraz başım ağrıyor, yoruldum hatta. Novalgin aldım, bu ilacıda içme falan derler ama bana iyi geliyor diye geleneği devam ettiriyorum.

Bugün sabah checkout yapıp da geldim. Komik de bir olay oldu ama sonra yazarım. :) Herneyse acaba bir gün daha mı kalsam diyordum. Heidelberg’te ama gezmeye hiç halim yok. Evime dönüp, ev kedisi olayım diyorum. Artık şehrin resimlerinede internetten bakarım.

Bu şehir çok ünlü, Amerika’lı turistlerin bir numaralı seçimi Heidelberg, bende akşamları gezerken bir hayli turistik olduğuna şahit oldum. Şansa bak 3 gündür hava süper ve biz bu binanın içine hapsolmuş haldeyiz.

Saat 5te çıkıp tren istasyonuna gidicez ordan da ver elini Stuttgart, Tübingen. IC ile yolculuk rahat oluyor. Yemeği nerde yesek acaba şimdi onu tartışma konusu yapacağım.

Bu arada bu etkinlikteki tek Türk olarak da kayıtlara geçtim. EMBL European Molecular Biology Laboratory malesef Türkiye hiç bir bağ kurmamış. Dünyanın her yerinden insanlar gelmiş. Umarım bizim ülkeden katılım ilerleyen senelerde artar. Bu arada içinde bulunduğumuz bina DNA sarmalı şeklinde; içi A,T,C ve G’ler ile dolu..