Çevrimiçi Müzik Servisleri

Ne demek bu şimdi? Aslında ingilizcesi “online streaming music services” ama tam Türkçe karşılığı yok. “stream” kelimesi özellikle sosyal medyanın patlamasıyla, üzerine yoğunca anlamlar yüklenen bir kelime oldu. Türkçe’ye bu tip kelimeleri getirmekte malesef çok zorlanıyoruz.

Herneyse, bu yazıyı yazıyorum çünkü bir çok arkadaşım bu konuda sorular soruyor. Sorular geldikçe bu yazıyı yollarım diye düşündüm. Konumuz: “çevrim içi müzik servisleri” Nedir? Ne değildir? Nasıl kullanılır? Hangisi iyi? vb. sorulara cevaplar vermeye çalışacağım.

Sizde biliyorsunuz ki bu servisler müzik dinlemek için, başka bir değişle bunlar birer müzik kütüphanesi. Ancak sıradan sizin mp3 arşiviniz gibi değil, iş modelleri müziği, yani şarkıları satmak yerine kiralamaya dayalı! Aylık abone oluyorsunuz. Değişik abonelik modellerini kullanarak, şarkı aralarında sizi tilt eden reklamlardan, aylık saat limitlerinden kurtuluyorsunuz, hatta akıllı telefonunuz üzerinden ya da stream kabiliyeti olan müzik sistemleri (bkz. Sonos) üzerinden müzik dinleyebiliyor ve çevrimiçi olmadığınız zamanlarda da yanımda olsun dediğiniz şarkıları uygulama içine yükleyebiliyorsunuz. Ama dikkat mp3 olarak değil, şarkıları sadece servislerin sağladığı uygulamaları kullanarak dinleyebilirsiniz.

Benim bugüne kadar yoğun olarak ya da şöyle söyleyeyim, didik didik ederek kullandığım servisler başta 1. Spotify, 2. Rdio, 3. Simfy ve 4. Napster (by Rapshody). Hepsinde abonelik modelleri birbirine benziyor!

“ücretsiz” abonelik modeli bir hesap yaratıp istediğiniz müziği, web üzerinden ya da uygulamayı bilgisayarınıza indirip dinleyebiliyorsunuz, ancak ara ara (her 3-4 şarkı arasında) reklamlar çıkıyor (audio) bunun yanında görsel reklamlarda gösterebiliyor uygulama (ör. spotify). ücretsiz abonelikte bunlardan kurtulmak mümkün de değil, şarkı bitti reklam çıktı o sırada sesi kapatırsanız o da sizinle bekliyor sesi açtığınızdaysa kaldığı yerden devam ediyor.
“sınırsız” bu abonelik modelinde sınırsız (aylık süre limiti olmadan) müziği, reklamsız olarak dinleyebiliyorsunuz.
“sınırsız + mobil” bu modelde de hem sınırsız, reklamsız hem de mobil araçlar ile yani tablet, akıllı telefon ya da müzik sistemleri üzerinden dinleyebilirsiniz, hatta şarkıları çevrimdışında da dinleyebileceğiniz şekilde uygulama içerisine indirebileceksiniz.

Abone oldunuz sonra noldu? Kütüphanelerin tadını çıkartacaksınız elbette. Bugün itibariyle yukarıda saydığım servislerin, sahip oldukları şarkı sayıları şöyle, Spotify 20+ milyon, Rdio, Simfy ve Napster is 18+ milyon şeklinde veriliyor, güncel rakamlara bakmak isterseniz wikipedia önerilir. Genelde yeni çıkan albümleri, çıktığı gün yeni albümler arasında göreceksiniz.

Bu rakamlar gerçekten önemli mi? Bence değil çünkü ben her serviste de, hemen hemen aradığım şarkıların %90-95’ini buldum. Elbette yerel düşünürseniz o zaman önemli olabilir. Servislerin güzel yanları, ilgili artistlerin radyolarını çalarak onlara benzer artistleri ve benzer şarkıları keşfedebilirsiniz. Artistler hakkında bilgiyi direk uygulama üzerinden okurken, albümleri kronojiye göre dinleyebilirsiniz. Müzik listeleri oluşturup arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz, onlara şarkılar gönderip aynı şekilde alabilirsiniz. Hatta aynı şarkıyı birlikte dahi dinleyebilirsiniz (bkz. Soundrop)

Abonelik ne kadar? Avrupa’da hepsi aylık 10 euro, Amerika’da ise 10 dolar. Değer mi? Bence değer! Bu arada servislerin bazıları sesli kitaplarda (audio book) sunuyor (bkz. Napster). Her servisin diğerine göre 1 artısı 1 eksisi var. Örneğin Spotify tek bir kanaldan dinlenebiliyor, yani bilgisayarda müzik dinlerken başka hiç bir yerde (ör. akıllı telefon) başka bir şarkı açma imkanınız yok. Rdio’da hem Sonos, hem bilgisayar üzerinden farklı şarkılar dinleyebilirsiniz. Napster’da 3 farklı bilgisayarda 3 farklı şarkı açabilirsiniz. Rdio’da bilgisayarda çalan müziği, mobil uygulaması üzerinden de kontrol edebilirsiniz. Elbette daha daha da farklılıklar mevcut olabilir.

Dezavantajları var mı? E elbette var, örnek. aboneliğinizi keserseniz kendinizi her aradığım şarkıyı şak diye bulur dinlerim keyfinden (reklamsız, online, sınırsız, offline, müzik sistemleri üzerinden, mobil) kendinizi mahrum etmiş oluyorsunuz. 120 euro verip 1 yıl abone olduktan ve sistemden ayrıldıktan sonra. Ah be! 120 euroyla tanesi 5’er eurodan toplam 24 albüm almıştım. Tüm mp3lerde bilgisayarımda diyebilirsiniz.

Ya, ben zaten 1 albümü anca 2 ayda bir alırım, radyo dinleyicisiyim diyorsanız! ama bu müziğimi ve müzik listelerimi heryerde dinlemek onlara her an ulaşmak istiyorum da diyorsanız; o zaman bu servislere üye olmasanız da olur. Yapacağınız şey basit Google Music’e üye olacaksınız 🙂 ilk 20.000 şarkıyı Cloud’a ücretsiz yükleyip heryerden erişip dinleyebileceksiniz. Ancak orijinalse mp3leriniz yükleyin derim, birde telif vs yasal olmayan işlerle uğraşmak zorunda kalmayın.

Öyle işte.. Şimdiden hayırlı olsun aboneliğiniz!

Ha birşey daha var! Bu servislerin tahmin edersem hiçbiri Türkiye’de kullanılamıyor. Elbette yurtdışından çakallık yaparak üye olma imkanınız falan var ama henüz servis gelmediyse bence öyle üye olmayın! Çünkü o da yasal değil onun yerine baskı yapın email atın Türkiye’ye de açın vs diyerek. Aksi taktirde hem milletin hem ülkenin cebinden çalıyor boş yere başka ülkelere vergi, telif ödüyorsunuz demektir.

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.