7 August 2008, 12:04 . Suskunlar Dünyasında Bir Ses
Sosyal ve siyasal yaşam bir türlü yerine oturamıyor.
2002 yılından beri tam bir kargaşa.
Enflasyon yükseliyor, iktidara göre normal. Global
bir dünya bu. Hemen her ülkede enflasyon yükseliyorsa,
elbette bizde de yükselecek!
Orman yangınları gündemin ilk maddesi. Hükümetin
Orman ve Çevre bakanları yıllardır gerçekleşemeyen
vaatler sıralıyor. Orman yangınlarına gece gündüz süratle müdahale edecek yangın söndürme filosu kurulacağı
vaadini 2004’ten beri benzer cümlelerle
2008’de de yineliyorlar.
Kamuoyuna yansıyan açıklamalar gelip geçiyor.
Üzerinde duran, hükümeti bu açıdan silkeleyen ne
muhalefet var ne de medya.
***
Bir Sağlık Bakanı var; bebek ölümleri üzerinde herkes
konuşuyor, yazılı kısa bir açıklamaya sığınmış,
susuyor.
Bir Milli Eğitim Bakanı var; yurt adı altında gizlenen
Kuran kurslarını denetlemekle görevli. Her konuda
susmak bilmeyen, dinci eğitimi savunurken
mangalda kül bırakmayan resmi ağız, kısa bir bakanlık
açıklamasıyla yetiniyor, susuyor.
Bir Başbakan var; gizli olsun, açık olsun, yasalara
aykırı olsun olmasın ama Kuran kursu olsun diyor
da başka bir şey demiyor. Bağcılar’da her türlü soruşturmaya
ve suçlamaya açık bir olay yaşanıyor. 18
kız çocuğunun ölümünden sonra, herhalde yöre halkı
gibi takdir-i ilahi diye düşünüyor, susuyor.
Çankaya’daki AKP’li ise türban takıntısını kanıtlıyor.
Hak sahibi bir ilim adamının (Üniversitelerarası
Kurul Başkanı, en iyi bilimsel dosyalar sahibi Prof.
Mustafa Akaydın) yeniden Akdeniz Üniversitesi’ne
rektör olmasını, kişisel, siyasal amaç ve inançları
uğruna engelliyor. Son seçimde AKP’den aday
olanları rektörlüğe seçiyor.
Çankaya’daki ile Başbakan Anayasa Mahkemesi
kapatma kararını açıklamasından bir gün önce, gece
yarısı başkentin Çukurambar semtinde gizli kapaklı
görüşmeler yapıyor. Görüşmenin gizli gündemini
saklayacak içerikte de olsa, kamuoyuna bir açıklama
yapma gereğini duymuyorlar.
Bir Dışişleri Bakanı var; görevi gereği iç politikayla
ilgili düşüncelerini ve din konusundaki gerçek düşüncelerini
gizlemeyi başarıyor. Arada sırada siyasal
ve sosyal terbiyeden, tarih kültüründen yoksun
bir kafaya özgü açıklamalar yapıyor. İran’daki molla
rejiminin baş temsilcisi olan kişinin Anıtkabir’i ziyaret
etmemekte direnmesindeki nedeni soranları,
“böyle ufak tefek olacak tartışmaları yersiz gördüğünü”
söyleyerek yanıtlıyor.
Muhalefet partileri dışında böyle bir bakana ve kafa
yapısına karşı çıkan yok. Bir zaman önce Anıtkabir’de
sap gibi duranlardan söz eden Başbakan,
izini süren bir bakanı olduğu için mutlu, susuyor.
Özetlenen ülkemanzarası karşısında toplumne yapıyor?
***
Soruyu; Çorlu’dan kimi zaman saptadığı toplumsal
gerçekleri ve kendine özgü görüşleri bildiren bir
okurum, Sıtkı Ergüney, 3 Ağustos’ta faksla gönderdiği
yazıda yanıtlamaya çalışıyor. Aktarıyorum:
“…Anayasa Mahkemesi’nin ‘AKP’nin laiklik karşıtı
eylemlerin odak noktası haline geldiğini’ tescil
eden kararı, yıllardır bizlerin söylediklerinin kanıtı.
Güzel de, bu karar ‘seçmen tercihleri’ni etkilermi?
Bana göre etkilemez. AKP’ye oy veren hiçbir seçmen
önümüzdeki seçimlerde ‘laiklik elden gidiyor’
diye oyunu başkasına vermez.
Geldiğimiz noktada ‘laikliğin korunması’ laik azınlıktan
başka kimsenin umurunda değil.
AKP’nin oylarına göz diken MHP’nin gerçek yüzü
22 Temmuz’dan sonra izlediği politikalarla ortaya çıktı.
Zaten ‘aslı’ varken ‘taklit’ rağbet görmez.
AKP seçmeninin alternatifi olsa olsa ‘Saadet’
olur!..
…AKP kapatılmış olsa bile AKP’ye verilen oylar yerine
kurulacak ‘aynı’ kafadaki partiye giderdi.
Esas kâbus 2009 Mart’ından sonra başlıyor. Yerel
seçimlerde AKP yüzde 65-70 oy alır diye düşünüyorum.
‘Dindar’ belediye başkanları; kırmızı bölgeleri
belirlemek…Arap kültürü kokan kültür ve sanat
etkinliklerini harem-selamlık oturma düzenine göre
yapılmış salonlarda sergilemek…kadın ve erkekler
için ayrılmış parklar kurmak…belediyelerde çalışan
türbanlı kadınların sayısını çoğaltmak…Ramazanda
‘Kuran Ziyafetleri’… gibi projeleri hayata geçirecekler.
Sonuç:
1973’te yüzde 1 oy almış bir zihniyet 2007’de yüzde
47’ye ulaşmışsa (sadece 34 yıl) bunun sebebi de
‘milli irade’ olarak tanımlanıyorsa….necip milletimiz
yolunu çizmiş demektir.
RTE de bunu bildiği için; ‘Durmak yok, yola devam’
deyip duruyor!..”
Okurun yazdıklarını beğenin beğenmeyin ama bu;
ülkenin içine düştüğü açmazlardan ıstırap duyan
bir ses. Kimi gerçekleri halk dalkavuklarının yüzüne
vuruyor.
Cüneyt Arcayürek
[kaynak: Cumhuriyet]